giriş için:

kullanıcı:
parola:


yazılar

yenile

ara

yazı :
yazar :
tarih :
takvim
takvim

Dünyayı saran gotik akımı

Türkiye’de bu akım emocular adı altında çoğalmaktadır. Bakırköy ve İstiklal caddesinde, saçları kabarık, ağır göz makyajlı kızları ve kareli pantolon, uzun saç giyimi ile delikanlıları görmek mümkündür. En son evden kaçan iki arkadaş, ortam yapmak için emocu olduklarını söylemişlerdir. Psikologlar bu sürecin ergenlik çağı sonunda geçeceğini belirtiyorlar.
Ailelerin korkmaması gerektiği söyleniyor. Benim kızım da böyle bir değişim görsem tepkim nasıl olurdu? Herhalde sakin olmaya çalışıp, bir uzmandan destek alırdım. Gelip geçici olmayıp bunu bir yaşam biçimi haline dönüştüren gençler hızla çoğalıyor.

Gotik akımı, 7o’lerin sonu 80’lerin başından itibaren punk’tan etkilenerek ortaya çıkan bir gençlik kültürüdür. Gotik görünümünün kilit unsurları ise; soluk ten, piercing, sıra dışı bir makyaj’dır. Saçlarını özellikle bir gözü saçla kapatan bu akımın mensupları, temel renk olarak ise Satanistler gibi siyahı tercih etmekle beraber aynı zamanda kırmızı ve moru da kullanmaktalar. Emo-gotiklerin anarşistler ve diğer marjinal gruplardan ayrılan en önemli yanının, hiçbir iddialarının olmaması, bu nedenle intihar ve buna benzer eğilimlere daha yatkın oldukları belirtiliyor.

Hayatın temelini oluşturan karanlık, aydınlık, iyi ve kötü gibi ikilemlerin felsefi görüşleri doğrultusunda dünyanın sonunda ölüm olduğu için, bu dünyada hiçbir otoriteye bağlı kalmaya değmeyeceği ve hiçbir şey için mücadele etmenin anlamsız olduğunu savunan gotik’lerin akımının çıkışı Fransa’dır.

 

Orta Asya Diyaloglari

Selamlar ahali,

Herkes mutlu ve sagliklidir umarim. Cok uzun zaman oldu birseyler yazamadim. Is guc, oksuruk tiksirik, sicaklar filan derken bir garip haller icerisindeyim, haykiracak nefesim kalmasa bile hastalanigina yakalandigimi filan dusunuyorum. Her neyse oturdum koltuguma ve bi gazla bastim yazi gir butonuna. Akabinde ben ve monitor isimli dizi basladi, ne yazabilirim diye bol bol dusundum. Soyle kulturel multurel entel kuntel bisiler yardirayim da milletin aklini alayim derken bi farkettim ki gotum uyusmus, bi saga bi sola yaslanip karincalanmayi bastirmaya calisirken hala bet bet monitore bakiyorum. Halbuki ilk geldigim zamanlarda yazabilecek o kadar cok ilginc olaylar gordum ki not etsem iki balya tuf tuf kagidi giderdi. O zamanlar garipsedigim, bana ilginc gelen seylerin hepsi bugun normalim olmuslar da farkina varmamisim. Ne ilginc degil mi? Hasili dedim ki; bari o kadar hevesle oturmusken bir seyler yazayim, post skorumuz artsin, belki birileri enteresan bulur diye burada yasadigim abuk subuk diyaloglardan potpori yaptim. Afiyet olsun...

emice















Mekan: Kirgizistan / Biskek

Kazakistan da Turk pasaportu sahibi iseniz bir ay vizesiz takilabiliyorsunuz. Bir ayin sonunda ise ya vize yaptirmak zorundasiniz ya da ulkeye tekrar giris cikis yaparak bir ay daha vizesiz gezinme hakkina sahip oluyorsunuz. Bulundugum bolgeye en yakin ulke Kirgizistan oldugu icin bir cok kisi gibi bende orayi tercih ettim. Her neyse iki saatlik bir taksi yolculugundan sonra sinira geldik, daha ilk fantastik diyalog burdan basladi.

Kirgiz sinir polisi: KSG
Shinigami Ryuk: SR

KSG: Pasaport!
SR: Buyrun
KSG: OoOo Turkiya pazport!
SR: ehehe (ic ses: lan adamin enistesi turk heralde kiyak yapacak)
KSG: Corba parasi! (turkce ve aksansiz sekilde soyluyor)
SR: oha! (enistesi hem turk hemde trafik polisi cikti iyimi)
KSG: Cok degil 50 dolar atsan yeter
SR: Oha! ben Turk degilim abi sadece orda dogdum, aslen kazakim (50 dolara direkt memleket satisi)
KSG: O zaman 100 dolar ver, ne turksun ne kazak hele kirgiz hic degilsin. yeminle basarim muhuru ortada birakirim. ne oraya donebilirsin ne buraya girebilirsin.
SR: imini irzini!@#$!!
KSG: Ne?
SR: Yok bisi.. sen al su 10 dolari idare et, ben bi yemek yiyip doncem zaten para bozdurur veririm donuste (naaah)

Bizim sahte parfumculer gibi iki saat 50 olur 40 olur derken 15 e razi geldi eleman zar zor girdim sinirdan. Hic bisi degil gotu boklu kirgizistana girmek icin iki saat kurbanlik koyun pazarligi yaptim ya ona yaniyorum.



















Mekan: Kazakistan / Almaty


Daha ilk geldigim zamanlar, taksiye kendi basima binmeyi yeni yeni ogreniyorum. Rusca olarak sadece saga sola, surda burda, kac para? gibi sozleri biliyorum. Dogal olarak adam, surdan donsem de burdan biraksam olurmu gibi sorular sorunca mal gibi kaliyorum. O nedenle kazakca konusan taksici bulunca altin bulmus gibi seviniyorum filan derken yine bir gun kazak bir taksiciye denk geliyorum.

Shini: X adrese gidicez abi..
Sofor: Sen nerelisin yigenim? Senin aksan bi garip cozemedim...
Shini: Turkiyeden geldim amca.
Sofor: Turkmusun lan yoksa? (celallenerek)
Shini: Yok abi ne alakasi var, kazakim ben. (geri vites)
Sofor: Haa iyi, ben turkleri hic sevmiyorum
Shini: Neden ki? (daha once turklere irkci saldirilar yapilmisti acaba onun etkisiyle mi?)
Sofor: Turkler am yaliyormus! Am yalayan erkek mi olur lan! Ben oyle adama erkek demem... Sozde musluman ibneler.
Shini: Ne alakasi var abi bunun erkeklikle turklukle, insanin kendine bagli bisi..
Sofor: Sus lan! bak sende onlar gibi olmussun, sende yaliyorsundur mendebur! In lan arabamdan!

Hic yanit vermeden tiris tiris inilir rus bir taksici bulunur kanira kanira da olsa gidilecek yere varilir.



Mekan: Yine Kazakistan / Almaty


Hatri sayilir bir tanidik arkadas turkiyeden bir haftaligina is gezisine gelmistir ama bu kisi kaba simsek degildir. ve fakat kabadan farkli davranmayarak striptizli neyin yer yokmu olm? soyle iki got meme biseyler gorelim demistir. evde icilen hosgeldin votkasindan sonra cikip taksi beklenir. ilk gelen taksiye usulden oturu mekanin adi ve verebilecegimiz rakam soylenir.


Shini: Petroleum - 400 tenge
Taksi: 500 yap bari duz hesap olsun
Shini: Olmaz ben buradan surekli 300`e gidiyorum iki kisiyiz diye 400 dedim
Taksi: Iyi oturun himini mimini!@#~!!

Bu esnada arkadas heyecanla ortami sormaktadir.. Taksici icin ise gidilecek mekan istanbulda karakoy ne anlama geliyorsa o anlama gelmektedir.

Taksi: Siz hangi dilde konusuyorsunuz?
Shini: Turkce
Taksi: Arkadasin misafir ve Turk galiba?
Shini: Evet
Taksi: Siz simdi o mekanda sadece eglenmezsiniz, birer tane de kari alir cikarsiniz.
Shini: Yok abi ne alakasi var? biz gozumuz gonlumuz acilsin deyi...
Taksi: Iki kari nerden baksan saatine 15.000 tenge ister, arkadasin turk olduguna gore o bi tane daha alir ettimi sana 22.500 bunun daha oteli, saunasi filan var. off off en az 300 dolara patlar size bi gece.
Shini: Ne diyon aga sen? Kafayi mi yedin?
Taksi: Lan benimle demin 100 tenge icin pazarlik ettiniz, elin orospularina gozunu kirpmadan dolarlari sacacaksiniz! adalet mi lan bu?
Shini: hassiktir puhahahahaha

Mevzu arkadasa tercume edilir, beraber bir daha kopariz

Taksi: Ne guluyosunuz lan yalan mi?
Arkadas: Olm desene amcaya o vakit ona verelim 100 dolar onu sikelim saunada

alkolun verdigi yetkiye dayanarak harfi harfine tercume ederim arkadasin dediklerini. taksici hala aglamaktadir. o esnada mekana gelinmistir. taksiye 400 uzatilir, herif hala aglamaya devam ettigi icin 100 daha verilir, iki gun elemanin geyigi doner.




















Mekan: Cin / Urumchi


Daha once ki bir postta muhabbeti gecen sebeplerden oturu Kazakistana sinir komsusu olan Cin e gecilir. Takribi 12 saatlik bir yolculuktan sonra merkeze ulasilir, yeme icme dinlenme aktivitelerinden sonra daha onceden tanidigim bir arkadas gece gezmeye cikartir. Cincenin hayatimda duydugum en kulak tirmalayici dili oldugunu dusunurken arkadas bir gece klubunun resepsiyonistiyle birseyler konusur ve akabinde 25 dolar giris ucreti odedikten sonra mekana adim atilir, hemen bir masa acilir. Masaya 10 dakika olmadan turlu cesitli yemekler, 4-5 cesit icki vs. gelir.


Shini: Lan olm bunlar boyle aksarayada ki skimtrak tavernalar gibi iki de kari yollayip gecirmeye calismasin?
Arkadas: Rahat ol olm sorun yok...

Aradan bes dakika gecmeden dedigim gibi masamiza iki hatun peydah olur. Arada erkekli kizli zenci menci danscilar yanimiza kadar gelip erotiktir soylemesi orojen bolgelerini filan oksamak suretiyle beni iyice killandirirlar

Shini: Lan?
Arkadas: Rahat ol olm sorun yok...

Gote surekli bir kiymik batmasi hissiyle arada alkolun verdigi etkiyle eglenilir fakat hep bir goz masadadir. Masada bi catal aldigin meze aninda degismekte, bir yudum aldigin viski aynen tazelenmektedir.

Shini: Olm bak tekrar soyluyorum, bunlar cikista bize cin iskencesi yapacaklar.
Arkadas: Rahat ol olm sorun yok...

Herif surekli rahat ol demektedir ama shininin icine kurt dusmustur bi kere.

Shini: Neyse olm biz hesabi odeyelim kacalim, yoruldum ben yarin geliriz.
Arkadas: iyi peki, begenmedin heralde sen mekani.

O got korkusuyla disari cikilir, herkes kapida iyi geceler diler. Cok garip bir sekilde kimse pesimizden kosup hesap filan getirmez.

Shini: Lan biz niye hesap odemedik? Senin bi tanidigin filan mi var?
Arkadas: Odedik ya?
Shini: Ne zaman?
Arkadas: Giriste iki saat pazarlik yaptim da 25 dolardan verdik ya..
Shini: Haskie lan? ciddi olamazsin?
Arkadas: Bosuna rahat ol demiyoruz sabah beri...
Shini: Mina ki... Lan o zaman bi de surda ki yanarli donerli yere gidelim mi?
Arkadas: Puhahahaha


Boyleyken boyle yani tahinpekmez ahalisi. Daha cok fazla boyle muhabbet var yazsam database patlar, freko beni dover. Ayriyetten yeni farkettim ki eksi sozluk tadina kacmis post o nedenle basligi da formata uydurdum. Basta dedigim gibi corbada tuzumuz postu oldu bu :) Kafayi derleyip adam gibi bir post yazincaya degin hepiniz hoscakalin.

En derin saygilariyla,

Shinigami biladeriniz

Evden Çalışmak

BW'ye selamlarla

Efendim kapalı alanda açık ofis denilen gudubetten kat be kat daha güzel bir şeydir bu.

2 senedir "ev ofis" şeklinde çalışan bir insan olarak sizleri de bu güzel oluşum hakkında bilgilendirmem, bilinçlendirmem gerektiğini düşündüm.

Önce Avantajları


  1. Trafik çilesi çekmezsiniz
  2. Kahvaltı etmek keyifli olabilir, dışarda ne idüğü belirsiz poğaçalara mahkum olmazsınız
  3. İstediğiniz müziği veya tv kanalını açıp çalışabilirsiniz
  4. Yemek için şirketin yemekhanesine veya şirket etrafındaki "çalışan kesimi kazıklama düsturlu" salak yerlere mahkum olmazsınız
  5. Öğlen 1 saat aranızda isterseniz kestirebilirsiniz
  6. özel işiniz için sıkıla sıkıla izin almazsınız
  7. İstediğiniz gibi gürültülü konuşabilirsiniz
  8. İşiniz biter bitmez eğlenceye dalabilirsiniz
  9. çok sıkıldığınızda arada duş bile alabilrisiniz çabucak
  10. Sigara içmek için dışarı çıkmak zorunda değilsiniz
  11. Durmadan çay kahve içmek? no problemo!
  12. Akşam çalıştıysanız ve geç yattıysanız veya benzeri durumlarda sabah birazık geç kalkabilirsiniz.

Dezavantajları


  1. Öyle isediğiniz saatte kalkamazsınız dşünlenin aksine, zaten telefon zırt diye çalmaya başlar sabah
  2. Elektrik, su, çay kahve sizin giderinizdir
  3. Mesai kavramı 24 saattir (duruma göre avantaj da olabilir)
  4. Evdeki internet hızına mahkumsunuzdur hele benim gibi amerika üzerinden bağlanan bir VPN sistemi kullanıyorsanız
  5. Evden çalışan insnalar aslında haftanın en fazla 1,5 2 günü evden çalışır. Geriinde müşteri karşısındadır
  6. İnsan bazen yalnızlık çekebilir.
  7. Eşin dostun "oooh, ne güzel evden çalışıyon" temalı geyiklerine "İyi de gün geliyor sabah yedie kalkıp çalışmaya koyuluyoruz, mesai kavramı yok gece bile boğuşabiliyorum, bazen yemek yemediğim oluyor öğlen" diyemezsini deseniz bile anlamazlar.
İyisi ile kötüsü ile evden çalışmak süper bişidir, verimlilik tavan yapabilir. Şirket dedikodularından uzak kalabilrisiniz belki ama sabahın köründe kalkmak zorunda olmadan üstünüzdekilerle (veya bazen çıplak) bilgisayar başına oturmak süper bir şeydir. Hatta aşağıdaki gibi bir şekil bile yapılabilir!


WWII Ekipmanları - Panzer I (Panzerkampfwagen I)

1930larda üretimine başlanan ve 54'te bırakılan bu Henschel, MAN, Krupp ve Daimler ortak üretimi hafif şey (Panzerkampfwagen I - armored fighting vehicle mark I), orjinal olarak piyade kesme işlerinde ve varyantlanabilme özelliğinde başarılıydı ve bu yüzden de yıllarca kullanıldı. Hatta Almanların ilk paletli tank destroyeri Panzerjager I'de bunun şasisinden türedi.

 

Esas olarak eğitim tankı olarak dizayn edilen bu ince zırhlı ve az silahlı (2 tane makineli tüfek) araç, inadına 41'e kadar tüm Alman zaferlerinde önemli rol oynadı. Neticede değişik ekipmanlar takılmış çeşitleri de olduğundan, kendisine göre pek çok role uyum sağladı.
Görünüş olarak çok sikko olsa da, fotoda yanında görülen süvari atı da bu tankın mentalitesini pek güzel açıklar :)

 

Bir sonraki yazım Panzer II'de görüşmek üzere ;)

dipnot: Adamların düz mantığı şahane :P, tank yap - adını Panzer I (tank 1) koy, sonra daha iyisini yap ve ona da Panzer II de, sonra gelsin Panzer III, IV, V ve VI. Ama neyse ki V ve VI klas isimli şeyler de, alay olmuyor fazla :)

Blekınedit: bu şaka gibi dizaynlı ama buz gibi gerçek başarılı aletlerin 70 - 80 tanesi de Rommel komutasında 12 Şubat 1941'de Tunusa indirildi. Esas olarak Barbarossa Harekatında (Rusyaya Giriş) sahneye çıkan bu "tank-çık"lar(410 tane kadar) Rus T34leri tarafından şiddetle tokatlandıysa da, her türlü iklimde savaşabilen bu aletler adeta Lada Niva'nın esin kaynağıydı :)

Açık Ofis

Lanet gelsin bu buluşu yapana, üzerinden tüm şerrim eksik olmasın.

Telefonda yan odadaki müdürüne hava atanlar mı dersin, müşteri ile kavga edip küfür kafir gidenler mi, yaşı 70 olmuş işitme zorluğu çeken annesine akşam ne lazım diye soranlar mı ne arasanız var.

İşte bir tanesi de şu anda 11 aylık kızı ile konuşuyor; sudeeeeee sudeeee dıgıdık dıgıdık dıgıdık.sudeee dıgıdık dıgıdık.Tımarhane gibi az kaldı yakında kafama huniyi geçireceğim.

Eminim benim konuşmalarımdan da rahatsız olan vardır ki yapu itibari ile saman aleviyim karşımda ki höt dese bana bak senin ananı ben var ya diye fırlayıveriyorum. Bu sebeple kardeşim kaldırsınlar bu oluşumu açık ofis dediğimiz şey elemenların kaytarmasını önlemek için geliştirilmiş olabilir ama şu anda benim TP'de fink atmamı engellemiyor neden sırtım duvara dönük çünkü.

Bizim gibi damacana ucuna duş başlığı monte edip yıkanan bir millete sökmez bu numaralar. İnsan ilişkileri bakımından diyalog geliştirmeyi sağlar derseniz o da yalan. Evet geliştiriyor şu anda at taklidi yapan adama giderek gıcık kapıyorum, az kaldı alnının çatına koyacağım yumruğu.

Velhasıl kelam atın bizi odalara. Herkesin bir çöplüğü olsun orada ötsün. En azından beni atın ulaaaan daha fazla dayanamiciim.


post biterken ofisin en dip köşesinden "evlilik yaramadı oğluum sana ahuahau" diye bir ses geliyordu.
Gidip diyorum sana mı kaldı herifin özeli .....kafalı japon askeri.
wispy-detective