giriş için:

kullanıcı:
parola:

yazılar

yenile

ara

yazı :
yazar :
tarih :
takvim
takvim

SANA AŞK ŞİİRİ YAZILMAZ NERİMAN

ANARŞİST

Sesin çatlıyor
Ey dillerin çatallanan bahçesi

Kararsız bir dilim ekmek gibisin
Ve ısırıklara duyarsız

İçinde fare boku çıksa
Yine fırından bilecekler

Az önce söndü
Ekmek bulamıyorlarsa ihtilallerin
İhmâle gelmez pastası

Bir kere dile geldim
Onu da bir kaşık kelâmda boğdular

Ağzın yüzün zehir zıkkım
Hani su içerken dokunmazdı yılanlar

YAMAÇ

Şimdi anlatacaklarım, bundan yaklaşık 25 yıl önce gerçekleşti. Maddeler hâlinde sıralıyorum… İzin verirseniz tabii:

• Çok net bir şekilde itiraf edebilirim ki Mart ayıydı. Yerde buz kütleleri ve çöp ıvır zıvırları vardı. “Herkes kapının önünü süpürse, ne güzel olurdu hayat” zevzekliği/zırvalığı ayyuka çıkmıştı. Yani insanlar prensip diye benimsedikleri kıskaçlara bile bile lades olmuşlardı.
• Yamaç paraşütünü yapacak insan kütlesi ve olaya mekân teşkil edecek kayaç kütlesi henüz oluşmamıştı. “Yamaç, paraşüt ve yamaç paraşütçüsü” üçgeni birbirinden çok uzakta birer kıta parçasıydılar ve bir araya gelecekleri onlarca yıl sonrasını hasretle bekliyorlardı. En azından ülkemiz için durum böyleydi.
• Sonra bir şey oldu ve insanlar birden bire çevrelerinin ve buralara sıkıştıracakları hayatların garanti belgelerini alabilmek adına deli bir çaba içerisine girdiler. Çünkü huzur ve rölanti kavramları, ancak ve ancak karşılıklı olduklarında ve bir araya geldiklerinde insana güven veren bir olguya dönüşebiliyordu. Bunun için de insanın elinden gelen her şeyi yapması son derece doğaldı. “Her yol mübah” kavramı ise, bu noktada yöntemlerle vicdan arasına sıkışan genel geçer bir düstura dönüşmüştü.
• Enerjisi yüksek ve eğlenebilen ve daha da öte eğlendirebilen beyinlerin varlığı, bunu ötelemeyi yeğlemiş beyin düzlemlerine çok ağır gelmeye başladı. Ve bir kaçınılmaz son olarak o beyinlere var güçleriyle saldırıp siyanür damlattılar. Var oluşlarını karadelik anakronizmalarında birer yok oluşa dönüştürmek adına üstelik de! Yoksa eğlence kavramının kendisi, tarihin her döneminde insanoğlunun ne menem bi’illetiydi de, o enerji fışkıran beyinler bu illetten bihaber bi’hâlde açbilaç dolaşmak gafletine düşmüşlerdi; anlaşılır gibi değildi!
• “Gülmeyin! Ciddi olun! Adam gibi olun! Ağır olun, adam bilsinler!...” tanımlamaları havalarda uçuşuyordu. Bu ahval ve şerait içinde kimse kalkıp da, ‘adam gibi ol!’ açılımını daha ana rahmine düşmeden bi’zahmet kadınlarımıza da anlatın ki, beyin süper gelişimlerini tamamladıkları 2 yaşlarından itibaren paranoyak bir şizofreni yaşamaya başlamasınlar!” demedi… Diyemedi!
• Dışarıda dolunay vardı! Kurt adam ve Vampir Savaşı kızışmış, arada bir diş göstermeyi ve kılıç bilemeyi bırakıp gülmeyi yeğleyen vampirlere pek bi’sinir olunmaya başlamıştı. Kurt adamlar malum doğaları gereği gülme edimlerini evrimin bir başka pazartesine ertelemek ve ötelemek zorunda kaldıklarından, en azından bu durum uzun bir süre böyle devam edeceğe benziyordu.
• Su içmek için dereye inen koyunlarla köy meydanına su doldurmaya gelen taze gelin adayları rastlantısal bir düzlemde karşılaştıklarından, ilk kesişme ve getirisi ilk görüşte aşk” vakası yaşanamamış ama bakışların anlamsızlığı son derece komik bir düzlem yaratmıştı. Nedense kimse gülmüyordu; ne koyunlar, ne de tazeler!
• Düzlemden doğruya, doğrudan noktaya giden yolda insanlar inançları ve dogmaları uğruna kendilerini kalıptan kalıba sokmaya devam ettiler. Kalıplarını mı, yoksa kendilerini mi önce dolduracakları belirsizliği önlerinde boylu boyunca uzandığını gördükleri hâlde, sıkıcı kere sıkıcı olmaya devam ettiler.
• Everest’le Ararat arasına bilmem kaç bin km.’lik bir halat çekildi. Kota farkından dolayı, iplerde yürüyenlerin birbirleriyle karşılaştıklarında anlatacakları çok az şeyi kalmıştı. Onlar da dil ve aksan uyuşmamasından dolayı ziyadesiyle gümbürtüye gitti.
• Dar coğrafya dar mekânlar, dar mekânlar da dar kafalar doğurduğundan, sıkışan kafaların çıkardıkları seslerin frekans aralıkları ancak ve ancak polis tesislerinde duyulabilir ve dinlenebilir hâle geldi. Bu durum kafalarda ister istemez, “birileri birilerinin çok kötü polisliğini mi yapıyor? Ve birimiz hepimizin, hepimiz de birimizin polisi miyiz yoksa?” sorularının doğmasına neden oldu.
• “Anne ben içimdeki çocuğu… Anlarsın ya… Hani kaybetmesem diyorum… Beni olgunluk testinden geçirecekseniz bile, geçirmezden önce en azında 50 kentilyon doz anestezi yapsanız” demiştim ayılıp bayılıp, “ayılana gazoz, bayılana limon” demeden az önce.
• İnanç ve dogma sorgulamasının 17. basamağı olan ve 6 kriptomega uzaklıktaki Gezegen Voltaireum’a ulaşmadan az önce Leyla’dan geçme faslındaydım Mevla’yı bulma yollarında! Ve beni kendime getirmek ve haddimi bildirmek için dürtüklemedikleri her döngüde eğlenebildiğimi hatırlıyordum her nedense!
• Üç çocuk geçiyordu dar sokaklardan… Somurtan ikisini alıp sepete koydular. Altın yumurtlayan tavuğun yumurtaları arasında tarihteki ve aramızdaki yerlerini almaları hiç de uzun sürmedi. Prototiplere tüm follukların ve kapıları açıktı ne de olsa! Güleni cezalandırmak için de, bi’şişenin içine koyup üzerine de şöyle bir not yazdılar: “ Gülmekten ya da havasızlıktan ölmediyse, elinize aldığınız her yerde o sizindir artık. Lütfen höpürdetmeden içiniz ve olur olmaz geyirtmesine müsaade etmeyiniz.
• Yaşı geçkince bir ipek böceğine Nuh’un Gemisi siparişi verildi. Nadide ipek gövde ıslanmasın diye üzeri naylonla kaplanan gemi kızakla suya indirilmeden az önce, içine her canlı türünden birer çift ve her çiften güzel bir öpücük alındı; üstelik de al yanaklardan!
• 30’ların kadını kıvamındaki büyükannelerimizin buruşmuş ve fakat ifadesinden asla bir şey kaybetmemiş anlam dolu yüzlerine Fak Fuk Fon’dan ayrılan ödeneklerle gülme efektleri monte edildi. “Yaşlılar da güler; hem de ne güler” naraları eşliğinde hem de!
• “Ben sineye çekilmem bire melun!” diyen tüm melun şapkalar en olmadık yerlerde kafalardan çıkartılıp kalbe götürülmek, ama asla değdirilmemek suretiyle önce içleri cız ettirildi, sonra da “hay senin, içi kafatası çeperiyle kaplanmış silinirdik, amfibik ve bir o kadar da içi boşaltılmış hissiyatına!” denilerek kendisiyle feci şekilde alay edildi.
• “Aksi, Kırmızı Bisikletimin Aksına Düşen Mavi Desenli Kız” gibi mükemmel şarkı sözlerini pschedelic evreninden gezegenin her tarafına yayan yetmişlerin unutulmaz gruplarına atıfta bulunmak için şehirdeki tüm kırmızı bisikletlere mavi rujla Amazon Kadını portreleri çizildi… Sonuç tam bir hüsrandı: Kırmazıyla mavinin buluşması, bakan gözleri morartan bir gerçekliğe dönüşmüş, “bir uzay yeşilidir sarıyla mavinin buluşması” dizeleri bir başka bahara ertelenmek zorunda kalmıştı.
• Aşkın Doğası’nın son tecellisi şu olayla sabitlendi ve aşka yelken açan her frekans aralığı için bir daha asla değiştirilemeyecek vazgeçilmez bir değer hâline geldi:

SUMMER OF 69

69 yazında İstanbul'un garip bir mekânında elindeki süt kovalarıyla bir evin zilini çalan sütçü Bryan Adams, kapıyı açan beş çocuk sahibi Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'a son derece samimi bir ifadeyle, "Beyninin içine girip bana nasıl baktığını görmek istiyorum" der... Ve şöyle bir karşılık alır Sana Aşk Şiiri Yazılmaz Neriman'ın dudaklarından: "Bugün sadece iki litre istiyorum...” 

 Dudağın ve saçın her rengine arada bir siyah ve beyaz da ekleyebilenlere… Gerisi zırva zaten!

Caddebostan'da Sıcacık Bir Köşe "Robert's Coffee"

Olmuş mu olmuş bi yer, güzel mi güzel bir yer. Emeklerin karşılığı mı desek ne desek? Gönlüme o kadar yerleşti ki, "reklamsa reklam anasını satayım" diyerek herkesin bildiği bu güzel mekanı bende tanıtmak istedim.



Kayıtlı Şeys Mekanı olan, "emotio" ve "taklacı güvercin"'den oluşan, sıcacık bir ailenin işlettiği bu yerde, her şey özenli, her şey en az onlar kadar sıcacık. Gönülleri zengin insanlar olunca; karşılamaları, izzeti ikramları, "bir şeyler ikram edelim, çay da mı olmaz?" diyerek misafirperverlikleri zaten tam kendilerine; e hadi TP'ye de biraz pay çıkartayım, tam TP'cilere göre bir şey...




Çok uzun yazmayacağım, zaten görünen köy kılavuza ihtiyaç duymuyor. Benim gönlümü insanlarıyla olduğu kadar hayvancıkları da içeri almalarıyla feci kazandı. İçeri Golden'ların bembeyazlarından 14 aylık bir oğluş, bir kuzu girdi. Girer girmez de herkes ne güzel diye baktı. Zaten o dakikadan sonra Taklacı'yı o dinlemedim, koştum "onun miniciği" ile köpek sevdim. Baktım ki onun da benim de gözümüz köpekte sevsek mi derdindeyiz, "-Git sev" dedim ama "-Korkuyorum, ya bi şey yaparsa" dedi. O anda hem o prensesi yiyecektim hem köpeği ama kimseyi yiyemedim. Sahibinden de izin alarak sevdik köpeciği. Halbuki o köpecik gelmeden işler nasıl nasıl oldu maceranız diye dinliyordum. Ne uğraşı ne emek.. Gerçi her işe emek verilmesi gerekir ama şimdilerde para yatırmayla özenmeyi bir sayıyorlar ya orada emek var güzelliği bu bunu da bilin yani. ;)




Evinizden bir yer, sıcacık bir köşe, güler yüzlü, iyi hizmet almak ve tertemiz pürü pak bir yerde, aile arkadaş dostlarınızla, mola almak isterseniz; adresiniz belli : "Caddebostan Robert's Coffee"





Keyifli tatlar, huzurlu saatler...


Jdownloader - Olmazsa Olmaz Program

Şimdi size bir program tanıtımı yapacağım.

Aranızdan bilenleriniz vardır yada "hacı kullandım ben bunu" ama bilmeyenleriniz aranızda elbette olduğu için hemen anlatalım.

Programımızın ismi JDownloader. Yaptığı iş aslında son derece cennetlik bir iş. Ne mi yapar ?

Rapidshare isimli überfantastik  paylaşım sitesini biliyorsunuz. Bu site üzerine upload edilmiş dosyaların adreslerini sizin uygun gördüğünüz kişilerce paylaşmanızı sağlar.

Buraya kadar ne var ki  diyebilirsiniz. Ancak Rapidshare artık hayatımıza o kadar çok girdi ki , artık onun düzenli bandwith ayarlamalarına ve getirdiği kuralları aşmamız gerekiyor.

Yahu kütür bir tane de aysal bir program anlat , hep bahsettiğin kural bozma , güvenlik açığından faydalanma gibi şeyler diyebilirsiniz ama değil.

Bilenleri geçtim. Bilmeyenler için gelsin Rapidshare sizin bir linkten download etme sürenizi , dosyanın sık kullanılırlığına yada yoğunluğuna göre ayarlama yapar. Ayrıca bu linki download etmek için de bir süre daha beklersiniz ve bu süre bazen 35 saniye bazen 48 saattir. Evet Rapidshare aynı zamanda bir linki o IP adresinden kullanıldığını görerek ikinci kere indirmenize de izin vermez.

Hakikaten kurallar bozulmak için yapılmıştır.

Şimdi bu programı kurduktan sonra , kendisinin simgesini saatin hemen yanında gördüğümüzde , web üzerinde gezerken bulduğumuz çok sayıda bölünmüş yada tek rapidshare linkini kopyalamamız yetiyor. Hayır programı açıp bir yerlere paste etmiyoruz. Çünkü program otomatik olarak webte gördüğü linki sizin için yakalayarak , otomatik check ediyor. Bu check bu dosyanın fake olma olasılığını , içinde bir zararlı içerik çıkmasını ve HASH doğrulamasını yaparak sizin beklediğiniz film yerine porno çıkmasını da engelliyor.

Öyleyse bu program indirilmez mi ?

Road Runner - PırPır

Walla Kornasını duyana kadar ona PırPır adını koyduk. Ama bizim pisi saolsun daha ilk korna sesi ile "bunun adı Road Runner" olsun dedi.

Velhasılı , Macar Malı , Çift Disk Frenli , Su Soğutmalı (yani kilometrelerce gezecek yer demek) Yüksek tekerlekli motorumuzu size de görücüye çıkardık.

Kendisi ile ay başından beri sevişmekteyiz ancak aile bireylerine peyder peyder göstermek ve "senin oğlanı motor tepesinde görmüşler ağbi" lafını söyleyecek , iş siz güçsüz bakkalları bertaraf etmek için bu günleri bekledik.

Kendisinin aşağıda yakışıklı bir pozu bulunmakta olup , bana göre sadece plakası sorunludur.

Evet benim gibi bu işlerden çok uzak ve Sarı Lacivert Renkleri seven grubun stadyumuna sadece bir iki kilometredeki evi bulunan bana GS plaka vermişler.

Velhasılı şeyslere ve özellikle piknik şeyslerine artık bu ufaklıkla gelmek niyetindeyiz. 

Haydin görüşürüz...



Alternatif tasarruf ürünleri

Artan fatura giderleri, kirlenen çevre ve tüketilen doğal kaynaklar... Eminim ki hemen hepimiz bu konularda rahatsızız ve kendimizce bazı adımlar atmaya çabalıyoruz. Açıkçası hepimizin birey olarak belrili bir çaba içinde olması, çözüme giden etkin yollardan biri... Eğer evimizdeki yaşantımızı bu doğrular çerçevesinde şekillendirmeye başlarsak, bu çabalar birleşecek ve ortaya gerçekten keyif veren bir tablo çıkabilecek. Bireysel olarak yapabileceklerimiz ağırlıklı olarak enerji, su ve ısı tasarrufuyla ve çevremize, doğaya göstereceğimiz saygıyla başlıyor. Evde alabileceğimiz tedbirler konusunda yardımcı olacak birçok tasarım var. Örnek oluşturması için Tchibo mağazalarında satışa sunulan bazı ürünleri bir araya getirdim:


Enerji Tüketimi Ölçüm Cihazı:

Evinizdeki elektrik canavarını bu cihazla bulabiliyorsunuz. Elektrik masraflarınızı gerçekten azaltmak istiyorsanız, öncelikle evde hangi cihazların fazla elektrik harcadığını bilmeniz gerekiyor. Bu cihaz ile elektrik değerlerini kontrol edip masraf dönüştürme işlevini kullanabilirsiniz.


Pil Test Cihazı:


Mono, Mignon, Micro, Baby, 9 voltluk piller ve şarj edilebilir piller bu cihazla test edilebilir. 2 ölçekli LC gösterge 1,5 V ve 9 V piller içindir. 9 voltluk blok piller için dış kontak bulunur. Pil tutucu kilit mekanizmasıyla ayarlanabilir.


Su Tasarruf Aparatı:


Güçlü püskürtme ve havalı damlalı akış olmak üzere 2 farklı ayara sahiptir. Kardan mafsalı ile bükülebilir. Piyasada yer alan armatürler için uygundur.


Tasarruflu Duş Başlığı:

Patentli ayar sistemi su tüketimini dakikada yaklaşık 10 litre azaltır. Farklı güçlerde 6 püskürtme türü bulunur. Duş başlığı yüksek parlaklıkta krom kaplamalı, hortum plastik kaplamalıdır. Hortum uzunluğu yaklaşık 170 cm’dir. Piyasadaki 13 mm (1/2”) bağlantılar için uygundur. Duş başlığının yarıçapı yaklaşık 10 cm’dir.


Çift Taraflı Kapı Altlığı:

Kapıların altından gelen hava akımını kesmeniz için ihtiyacınız olan tek şey çift taraflı kapı altlığı. Sadece kapı kanadının altına itmeniz yeterli. Yapıştırma ve delme gerektirmeden kolayca kullanabileceğiniz altlı özel formu sayesinde, diğer çözümlerin aksine çabucak kaymaz. Evinizdeki sıcaklık dışarıya çıkmaz ve evinizi daha az ısıtarak tasarruf edebilirsiniz. Böylece karbondioksit gibi zararlı gazları da önleyebilirsiniz. Hava ısındığında da altlığı kolayca çıkarabilirsiniz.


Isı Reflektör Folyosu:

Sıcacık ve ekonomik bir çözüm! Isı kaybını azaltan ve ısıyı odaya yansıtan folyo isteğe göre kesilebilir. Alüminyum kaplamadır. Enerji tasarrufu sağlamaya yardımcı olur. Yaklaşık 100x50 cm ölçülerindedir.


LED Enerji Tasarruflu Lamba:

Gücü, klasik 20 Watt ampul ile karşılaştırılabilir. Yandığı anda tam ışık gücü verir. A sınıfı enerji verimliliğindedir. Sıcak beyaz ışık verir. (3000 K) Lamba duyu E14, lamba akımı 110 lümendir. Kısma düğmeli lambalar için uygun değildir. Yalnızca iç mekanlarda kullanım içindir.


Masa Lambası:

Alüminyum lamba ideal aydınlatma için iç tarafta cam silindire sahiptir. Mobilya koruyucu keçe tabanı çizilmeleri önler. Maksimum 40 watt lambalar için uygundur. Lamba duyu E14’tür. LED enerji tasarruflu ampul için de uygundur. Yüksekliği yaklaşık 36 cm, çapı yaklaşık 18 cm’dir. Düğmeli besleme kablosunun uzunluğu yaklaşık 1,5 m’dir.


wispy-detective