giriş için:

kullanıcı:
parola:

yazılar

yenile

ara

yazı :
yazar :
tarih :
takvim
takvim

eklektik post

  • sağda solda kurcalarken bir site buldum ki eğer benim gibi takip ettiğiniz 4-5 diziniz, 3-4 tane de animeniz varsa tadından yenmez. sitemizin adı tvcountdown. adından anlaşılacağı üzere hangi tv dizisi ya da anime ne zaman başlayacak, en son bölümü ne zaman oynamış gibi bilgileri topluca size sunuyor. ben sevdim, kullanıyorum, memnunum.
  • yine geçenlerde youtube'u kurcalarken karaoke yapabileceğimizi keşfettim. söylemek istediğiniz şarkının adı+karaoke yazdığınızda karaoke barlardaki eğlence evinize geliyor. geçen gece arkadaşlarla denedik pek bir eğlendik. benim gibi şarkı sözlerini 'popodan anlamanın en güzel örneği' şeklinde ezberleyip karaoke barlarda şaklaban oluyorsanız evde çalışmak için de kullanabilirsiniz. iddia ediyorum kimse toto-africa'yı benden başarılı söyleyemez.
  • abartılmadığı sürece aile olmak güzel bir şey. ama fazla muhabbet tez ayrılık getirir misali ayarı kaçırdığınızda kendinizi aile komedisinden korku filmine transfer olmuş bulabiliyorsunuz. annemi, babamı, abimi seviyorum. onlara sahip olduğum için her gün yaradana şükrediyorum.
  • şükretmek deyince aklıma geldi, her gece yatmadan önce dua ederim 'allahım insanlara akıl fikir ve muhakeme yetisi ver!' diye. işe yaradığına inanıyorum ama bazen düşünüyorum da ya yaramasaydı dünya ne halde olurdu. olsun yine de sahip olduğum her şey için şükürler olsun ve sahip olmadığım her şey için de tabiki.
  • bazen bazı insanların, başka insanları tanımlamak için kullandıkları sıfatlar midemi bulandırıyor. mesela 'x çok iyi bir insan', ulan ne biliyorsun, iyi iyi de ne yapmış, 2 cami, 3 çeşme mi yaptırmış. o iyi, bu iyi, şu iyi, herkes iyi anasını satayım. peki el kadar çocuğu canlı canlı toprağa gömen, yüzüne gülüp arkandan dolap çeviren, onun bunun parasını çalıp zimmetine geçiren, küçücük çocukları kaçırıp öldüren, tecavüz eden de etrafımızdaki o iyi insanlar değil mi? o yapmaz, bu yapmaz, şu yapmaz peki kim yapıyor bunları? ahlak anlayışım etrafımdaki insanlar kadar yüksek değil sanırım bu sebepten bilemiyorum.
  • postu bitirmeye karar verdiğimde rush-tom sawyer çalıyordu.

Günde Bir 5





Kuruçeşme'de  sahilde İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'nün binası vardır (bir ara yıkılacak diye duymuştum, şimdi durum nedir bilmiyorum). Sutopu takımını çekmeye gitmiştim. Gençleri beklerken dışarıda kafama göre takıldığım sırada çektiğim bu kareyi paylaşıyorum bugün.

Exif bilgileri:

Kamera: Nikon D70
Lens : Nikon AF DX 17-55 mm f:2/8
ISO : 400
Shutter speed: 1/400
Aperture: f/10
Focal lenght: 17 mm.
Date time: 28.04.2006 - 16:50

Haydi Erkekler Savaşa

1996-97 yıllarıydı sanırım Yaşar Kurt’un ‘’Sokak Şarkıları’’ kasetiyle tanıştığımda. Gitar dışında hiçbir enstrüman yoktu arka planda. Bir adam, bir gitar, çok güzel sözler ve harika bir yorum. Çok yalındı..Sanki evde oturmuş kendi kendine şarkı söylüyor da, herhangi bir kayıt cihazına kendi sesini kaydetmiş gibi sadeydi. Bıkmadan, usanmadan tekrar tekrar dinlemeye başladım tüm şarkılarını. Sindire sindire, tadını çıkara çıkara dinledim.’’ Korkuyorum anne’’ diyordu, ‘’oyunu verme anne’’ diyordu, kendi gerçeklerini bağırıyordu. Üstüne bir de ‘’Haydi erkekler savaşa’’ diye sesleniyordu. Üstelik düşünce özgürlüğünün özgür olmadığı bir ülkede yapıyordu bunu. Değeri az bilinmiş, duruşunu hiç bozmamış bir yorumcudur Yaşar Kurt. Kimileri için çok şey ifade ederken, kimileri için ise kumsalda gitarıyla şarkı söyleyen herhangi birinden farksız olmamıştır.

 

Sokak Şarkıları albümünün oluşumu ise gerçekten ilginç. Almanya da iken kendisini tanıtması için bir radyo programına çağırılır. Fakat albümü henüz yoktur. Bunun üzerine radyo stüdyosuna girip 1 saat içinde tüm şarkılarını çalıp, söyleyip çıkar ve Sokak Şarkıları albümü yapılmış olur..

Haydi Erkekler Savaşa ve Korku isimli şarkıları yüzünden dava açılmış ve 2 yıl süren dava sonunda beraat kararı çıkmıştır. Bu dönem içinde albüm satışı yasaklanmıştır.

 

Tahta Tekerlekler, Hadi Baba Gene Yap, Hünerli Çocuklar, Fırt Emin….hepsi ama hepsi dinlenesi şarkılar. Benim için özel bir yere sahiptir, dinlemekten bıkmayacağım ve vazgeçmeyeceğim bir sestir.’’Küçüktük, ufacıktık, top oynadık acıktık ‘’denince aklıma gelen ilk isimdir…Piyasada zıttırı bıttırı bir dünya isim varken hak ettiği yere gelememiş biridir bence.

 

korkuyorum anne, al beni içine
alışamadım anne, al beni yine
büyüdüm anne, evler büyüdü
büyüdü pabuçlar, yollar büyüdü
orduya istiyorlar, savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne, bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne, kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne, beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne, seni de kandırıyorlar
kapat televizyonu anne ,seni de kandırıyorlar
oyunu verme anne
oyunu verme anne
oyuna gelme anne

Komplo İşleri - "Bana Komple Yaptılar.


Şimdi çok fazla beyin kıvrımınızı zorlamayacak derecede birkaç komplo teorisinden bahsedeceğim. Sizin de burada yazılanları okuduktan sonra fikirlerinizi paylaşmanızı isteyeceğim. Sonra ben fikirlerinizi alıp bir kavanoza dolduracağım. Daha sonra 15 gün beklettikten sonra , bir seher vakti , gün doğumuna doğru savuracağız. Bıraktıklarımız dönerse bızzt bızzt bız...

Neyse efendim konudan kopmadan anlatalım. Bildiğiniz üzere 2009 ve 2010 yılının haber bültenlerinden , gazetelerine , konu komşuya kadar kafa s.ken olayı , Domuz Gribi idi. Sanki Orta Çağ Avrupasında Veba salgını varmışçasına , sabah akşam hastalık grip ve ne yazık ki ölüm vakaları dile getirildiki insanlarda sanki yarın , otobüste tutamakları tutsam , aids olacakmışım gibi bir korku oluştu.

Bu hastalık ve yayılan dedikodusu ile ilgili olarak şirketler ve sağlık kuruluşları , Körfez Savaşında yiyeceksiz kalacağını düşünen Türk Halkı ! gibi insanları süpersonik seviyede sömürmüştür. Körfez Savaşında ne olur ne olmaz diye Gaz Maskesi bile alan insanları gördükten sonra , yurt içindeki hastalık için neler neler yapmazdı ki ?

Ben size şimdi nice trajikomik ve insanlar üzerinde derin dedikodu dalgalanmaları yaratan (HOAX deniyor bunlara) olayları ve etkilerinden örnekler vereceğim.

Domuz Gribi salgını duyurusu ile zaten eften püften nem kapan , üstelik seni beni etraftaki karaböceklermiş gibi gören Plaza Kadınları zaten mesafeli iken birbirileri ile dahi daha mesafeli olmaya başladılar. Ancak Domuz Gribinin yayılmasına kolaylık sağlayan soğuk algınlığı için , ne mini eteklerinden ne de derin göğüs dekoltelerinden vazgeçtiler.

Ortak yemekhane alanına alınan dezenfekte sistemleri açıkçası , yemek yenen binada , bir personelin domuz gribi vakasından izin alması ile daha da kuvvetlendirildi. Eskiden sıcak yemeklerin kokusu gelirken , şimdi özel ayırımlı kapıların arkasından buram buram zafiran kokusu sarıyordu.

Kişisel temizlik ihtiyaçları o kadar fazla kalemlere arttırıldı ki , masalarımıza PUREL , lavobolara , ellerimizi bile ağırtacak kadar fazla temizleye sıvı sabunlar kondu. Ama en iyisi şu PUREL dalgası idi. Haberlerde pompalanan yalan dolu asparagaslarla firmaya , iki üç yıllık eski stoğunu erittikten sonra , düşün kendi şirketim için söylüyorum , PUREL`i neredeyse ekmeğe sürüp yiyecek kıvama getirdik.

Şahsi temizlik gayesi o kadar fazla arttı ki. Bazen acaba g.tümü diş fırçası ile daha detaylı temizlesem daha mı iyi olur diye bile düşündüm. Keza tuvalette , k.çını PUREL ile de yıkayıp , silen arkadaşla da merhabamız var.

Buna rağmen pisvuardaki sifon butonuna , grip olurum korkusu ile basmayan adamlar yüzünden , leş gibi sidik kokusu ile de karşılaşmaya başladık.

Sonra ne oldu ?

Dünya Sağlık Örgütünden bir yetkili. Yüzü gülmemek hatta milletin suratına kahkaha ile patlamamak için kıpkırmızı bir halde açıklama yaptı. Dedi ki , "Aslında Domuz Gribi o kadar da öldürücü değil. Biz insanların temizlik alışkanlıklarını daha aktif hale getirmek için bunu gündeme taşıdık"

Şimdi ben beline güvenen cabbar ceval bir erkek olarak açıklama yapmak için çıkan bu adamdan , iki tane çocuk yaparım. Tıp tarihine de geçerim. Komplonun da kralını bitiririm. 


2012 Avrupa Futbol Şampiyonası

Ukrayna ve Polonya ortaklığında düzenlenecek olan 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası grup eleme maçlarının kuraları çekildi.

İşte oluşan gruplar:


Eleme maçları Eylül 2010 ile Kasım 2011 tarihleri arasında oynanacak.. Grup birincileri, en iyi puana sahip ikinciler ve ev sahipleri finallere direkt katılmaya hak kazanacak.. Gruplarını ikinci sırada bitiren 8 takım çift maçlı eleme sistemine göre oynanacak maçlar sonunda finallere yükselecek son 4 takım belirlenecek.
Eskiden bir Almanya zorlar bizi derdim ama şuan takıma güvenim yok.. Umarım gruplardan çıkar ve 2012 yazında keyifli akşamlar geçiririz..


wispy-detective