Uyuyama problemim yüzünden annemin ağzıma dayadığı haplardan biri işe yaradı sanıyorum. Son iki gündür süt kokan bebekler gibi uyuyorum. Öyle de çok sanmayın ha. 5 saat varmı toplamda bilemiyorum. Ancak ilginç bir şey var ki; uyku ile uyanıklık arasında sıkça gelip gidiyorum. Eskiden bir yerden atlamam gerekirdi. Amannn nasılsa rüya derdim salıverirdim kendimi. Şİmdi uyuyor muyum uyanık mıyım bilemediğimden aptallaşıyorum. Bu da sabah hayal kırıklıklarına ya da sevince sebep olabiliyor.
Dün rüyamda dişçiye gitmişim ama bıyıklarım varmış eşek kadar olmuşlar. Sorguya çekecek beni diye korkarken tepemdeki ışığı bir anda ağzımın içine doğrultuyor. “Bana gelirken bari şu bıyıklarınızı bir alsanız” diyor. Hemen o anda ruhum dışarıdan izliyor bizi. Hay skim diyorum ne zaman çıktı bunlar. Kendimden utanıyorum çünkü doğru söylüyor sert sert bir sürü :S . Pes oynuyorum, güzel kadını seviyorum, takım tutuyorum şimdide bıyıklarım mı çıkıyor. Saçlarımda enik kadar zaten. 70’s ‘in temiz yüzlü parlak tipli sağcı çocukları gibi mi gezeceğim yani? Bıyıklarımın çıkmasına üzülürken yatağımda uzanmış bedenim yarı uyanıyor ve elimi dudaklarıma götürüyorum. Neyse ki yok.Ohhh diyorum.
Ve..
Başka bir seansa geçiyorum. Tesla’ yı görüyorum. Nikola Tesla. Nik diyormuşum ona. O kadar da samimiyiz yani. Alternatif elektrik akımından. Edison’ dan bahsediyoruz. Diyorum ki; baktım ben baya araştırdım seninle ilgili ama hep yetersiz sen anlatsana diyorum. Yüzüme bakıyor şefkatle. Bir de diz dize oturmuşuz. Sevgili görüntüsü verip elektrikten anlatıyoruz. Benim üzerimde kotum ve kırmızı adidas tshirtüm boynumda Nikon’ um var onun üzerinde dönem kıyafetleri. Portre tam bir rezalet. Tuhaf koktuğunu düşünüyorum.
Derken kendimi koskoca bir fabrikada buluyorum. Benim adıma irice bir bavul gelmiş. Bir plazada bilmem kaç tl yi geçen bir alışveriş yapmışım. Çekiliş sonucu bavuldakileri kazanmışım. Plastik ördek çıkıyor önce aynı msn avatarındaki gibi sapsarı ve sevimli. Öfff diyorum fırlatıyorum ördeği. Sonra birkaç kozmetik ürünü onları da cep yapıyorum. En son bir laptop çıkıyor. Kendileri çıkıyor bu arada böyle havaya yükseliyorlar, başımla izliyorum sonra uzanıp elimle yakalıyorum. Stüdyo gibi bir yerdeyiz arkamda bir set ekibi halay çekiyor. Laptopu koltuğumun altında koyup, Cumhurbaşkanının ip gibi dizilmiş askeri selamladığı gibi önlerinden geçip. Merhaba Arkadaşlar! Diye bağırıyorum.
Sonra küçükken hoşlandığım çocuğun oturduğu mahalleyi sırf dikkatini çekmek için hilti ile boydan boya deşiyorum. Adımızı yazıyorum. Tüm bunları yaparken Laptop gene koltuğumun altnda. NE açmışım arkadaş!!
Yüzümde bir ıslaklık ve hatır hatır bişey hissediyorum. Kedimmm.. Ponçik hanımlar gelmiş. Sabah olmuş. Uyanıyorum laptop u arıyorum koltuğumun altında yok amınoski. Lobları düşesice gene mi oynadın benle gene mi?
---------------------------------------------------o------------------------------------
Bir arkadaşım senin beynine elektrot bağlasalar ne düşündüğünü bir bir görseler, çıkan sonuç karşısında seni kesin öldürürler demişti. Uyanık halim bu gördüklerimin bilmem kaç katı. Ben bir molekülüm. Çarpıştıkça bölünen. Böylece damarlarımda kan akımının devamlılığı sağlamış oluyorum. Dağıtıcı arterlerimin medyasını oluşturuyorum. Magazin programlarını yayınlamıyorum. Sonuç olarak olası DNA hasarlarının tamiri için zaman kazandırmış bulunuyorum. Hahah yeter layn. Yazmıyorum. Post bitti dağılın.
SORU:
Büyük dört katlı ve kırmızı belediye otobüsü kaç durakta durmuştur?
Bilmiyorum demeyin?
Yoksa ?????
Yoksa görmediniz mi?
????????????????????
edit boşluğu


:: yorumlar ::
sayfa: sıralama: