giriş için:

kullanıcı:
parola:

yazılar

yenile

ara

yazı :
yazar :
tarih :
takvim
takvim

Akşamüstü zırvası

İşi gücü bırakıp burada post giriyor olmamın kimin iş ahlakına uygun olduğunu biliyorum. Kafamı monitörün içine geçirip klavyeyi soru soranların götüne sokmak şartıyla, yanıtları direk kafamın içerisindeki mavi ekrandan okumalarını sağlamak içgüdüsü ile yanıp tutuşuyorum. Çalmasın artık telefonlar, yıkılsın postaneler. 

Dlülülediği vakit kötü bir haber alacakmışım da bekliyormuşum hissine kapılıyorum. Beynimde kampanalar çalıyor. Göktanrıya dikiyorum gözlerimi elim telefonda tüm enerjimi veriyorum susması için. Çakralarımı açıyorum hepsini birden. Voltran oluşturuyorum turuncusunu bilmem nesini katıyorum.  Şu biyoenerji muhabbetlerinde adam böle ellerini gezdirip enerji verdiğini söyler ya aynen öle. Baya enerji sarf ediyorum ciddi terliyorum falan. Bir müddet sonra susuyor. Gidiyorum ama gene geleceğim diye tehditler savuruyor. Graham bell diyorum ben de dilimi dişlerimin arasına sıkıştırıp, yumruk halindeki elimin orta parmağını hafif dışarıya doğru iterekten.

Oysaki ben;

Güzel manzaraları aşırı kırsal ortamda bir evim olsun eviminde züper bir bahçesi olsun istiyorum. İki de inek. Bir de süt sağma makinesi. Zira sütün kokusundan hiç haz etmem. Zaten süt içmem ki ben. O zaman bir köpeğim olsun bahçede. Evde iki kedim bir de erkeğim. Hepsini arada bir seveyim. Kalan zamanlarımda toprağımı eşeyim. Domates tohumlarımı atıp üşümesin diye hemen üstünü örteyim. Pamukta fasulye filizlendirip, 100 pamuktan bir kilo fasulye elde edeyim. Yanına pilav yapıp tadına doyamayayım. Hatta bir tanesi öle bir sırık olsun ki gökyüzünün sonsuzluğunda kaybolsun. Tırmanasım yok asansörlü olsun. Sabahları kalkıp yemyeşil, tertemiz havada koşmak eve gelip duşumu almak istiyorum. Akabinde, kocaman A3 kağıtlara suluboya yardımıyla hep aynı şekil çıkacağını bile bile eskimeyen hevesimle, kağıdın arasındaki ipi çektirmek istiyorum. Çıkan şekli masmavi gökyüzüne doğru tutup telefonun susması için yalvaran gözlerle değil, baksana Göktanrı ne de güzel oldu gibisinden minnettar gözlerle bakmak istiyorum.

Nasıl bir daralmışsam artık. İstiyorum/yapayım edeyim ve istemiyorumlarla dolu bir post olmasını istemediğimden kapatıyorum bu bahsi. Ne zaman başlasam istemeye saykoya bağlıyorum çünkü.

Camel’ e dalmak tehlikeli ve yasaktır.

Tam bu esnada sevmediğim bir arkadaşım şirkete iki tane votka soktuğunu birisini içip diğerinin de yarısına geldiklerinden bahsediyor bana. Benim yanımda olsa şimdi o iki şişe bir an düşünmem dikerim tepeme. Neyse ki orada değilim ya da o şişeler benim yanımda değil. Allah adamına göre şişe veriyor, dağına göre kar, karına göre metalürji, metalürjisine göre skldfşkşlsdkşflk
O kadar koku ile nasıl gizli içiyorlarsa artık. Ancak Camel ‘in şirketinde olabilir böyle bir durum. Benden habersiz kurumsal mı oldu layn yoksa?

Tüm gün kırmızı benekli pinpon topunun hikayesini dinlemiş ve sonunda bir bok duyamamış olmanın verdiği kafayla yine de gülümsüyorum. Öyle sakin sakin süzüyorum etrafı tıpkı karnı doymuş öküz gibi.

Bugün Cuma sanırım ben öldüğüm için kutsal.

Her hafta bugün ölürüm.

Kimileri için ölmem, kimileri için dirilmem mübarek.

Cumanın ertesi küllerimden doğacağım, yine yeni yeniden.

Sn; okur hanım/ bey
Beni bunları yazmaya iten güzeller güzeli wallpeypır ektedir. Post elinize ulaştığında tarafıma dönerseniz sevinmem.

Camel



Not; Resmi koyabileyim diye baya bi rezil ettim idareli oluna.




Paylaş

:: yorumlar ::

sıralama: 
wispy-detective